Bir pazarda hâkim durumda olmak yasak değildir; yasak olan, bu gücün rakipleri ya da müşterileri zarara uğratacak biçimde kullanılmasıdır. Rekabet Kurulunun 29.1.2014 tarihli ve 14-05/97-RM(1) sayılı kararıyla kabul edilen “Hâkim Durumdaki Teşebbüslerin Dışlayıcı Davranışlarına İlişkin Kılavuz”, 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin bu ayrımı nasıl uyguladığını anlatıyor. 20 Ekim 2026 verisine göre dizinimizde konu metni 6. maddeye ya da hâkim durumun kötüye kullanılmasına atıf yapan 24 rekabet ihlali kararı var; bu, sitedeki 276 rekabet ihlali kararının yaklaşık %9’u. Aşağıda kılavuzun ölçütlerini ve bu kararların hangi davranış türlerine dağıldığını aktarıyoruz. Bir uygulamanın 6. madde kapsamına girip girmediği pazarın ve davranışın ayrıntısına bağlıdır; bunun değerlendirmesi için bir rekabet hukukçusuna danışmanız gerekir.
İki ayrı şart
Kılavuzun 7. paragrafına göre bir davranışın 6. maddeyi ihlal etmesi için iki unsurun birlikte bulunması gerekir: davranışı yapan teşebbüs ilgili pazarda hâkim durumda olmalı ve davranış kötüye kullanma niteliği taşımalı. Kurul, unsurlardan birinin bulunmadığı açıkça gösterilebiliyorsa diğerini incelemeyebilir.
Kılavuz hâkim durumu Kanun’un 3. maddesindeki tanımla veriyor: bir veya birden fazla teşebbüsün rakipleri ve müşterilerinden bağımsız hareket ederek fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik parametreleri belirleyebilme gücü. Pratikteki karşılığı, fiyatı rekabetçi düzeyin üstüne kârlı biçimde çıkarıp orada tutabilmektir. Kılavuzun dipnotuna göre bu sürenin değerlendirilmesinde genellikle iki yıl yeterli kabul ediliyor.
Hâkim durum nasıl tespit edilir
Kılavuz üç grup ölçüt sayıyor:
- Pazardaki konum. Birincil gösterge pazar payıdır; satış değeri ya da miktarı, bazı pazarlarda kapasite veya rezerv üzerinden hesaplanır. Kesin bir eşik yoktur, ama Kurulun yerleşik uygulamasında %40’ın altında pazar payı olan bir teşebbüsün hâkim durumda olma ihtimali düşük sayılıyor (12. paragraf). Dipnotta bunun istisnası da yazılı: pazarın özelliklerine göre %40’ın altında da hâkim durum kabul edilebiliyor. Payın zaman içindeki istikrarı ve rakiplerle arasındaki fark da hesaba katılıyor. İhale pazarlarında, hızlı büyüyen ya da yeni oluşan pazarlarda paylar sürekli dalgalandığı için güvenilir bir gösterge olmayabiliyor.
- Giriş ve büyüme engelleri. Kamu tekeli, lisans şartı, fikri mülkiyet gibi yasal engeller; batık maliyetler, ölçek ekonomileri, şebeke etkileri ve müşterinin sağlayıcı değiştirme maliyeti gibi ekonomik engeller; teşebbüsün kendi dikey bütünleşik yapısı, dağıtım ağı ve marka gücü. Uzun dönemli sözleşmeler gibi davranışlar da engel yaratabilir. Kılavuz bu unsurlardan hiçbirinin tek başına hâkim durum göstergesi olmadığını ekliyor.
- Alıcı gücü. Büyük, alternatiflerden haberdar ve makul sürede başka sağlayıcıya geçebilen ya da kendi arzını yaratabilen müşteriler, hâkim durum tespitini engelleyebilir. Yalnızca sınırlı bir müşteri kitlesi korunuyorsa bu yeterli sayılmaz.
Kötüye kullanmanın ölçüsü piyasa kapamadır
Kılavuz kötüye kullanma hallerini dışlayıcı, sömürücü ve ayrımcı diye üçe ayırıyor, ama yalnızca dışlayıcı olanları ve yalnızca tek başına hâkim durumdaki teşebbüslerin davranışlarını ele alıyor (4 ile 6. paragraflar). Sayılan örneklerin sınırlayıcı olmadığını da belirtiyor.
Değerlendirmenin özü “rekabet karşıtı piyasa kapama”, yani hâkim teşebbüsün davranışıyla mevcut ya da potansiyel rakiplerin arz kaynaklarına veya müşterilere ulaşmasının tüketici zararına olacak şekilde zorlaştırılması ya da engellenmesidir (25. paragraf). Kurul bunu incelerken genellikle şunlara bakıyor (26. paragraf):
- Hâkim durumun gücü ve pazara giriş koşulları,
- Rakiplerin konumu; küçük ama yakın ikame ürün sunan ya da sürekli fiyat düşüren bir rakip bile baskı yaratabilir,
- Davranışın seçici olup olmadığı, yani rakiplerin büyümesi için kritik müşterileri hedefleyip hedeflemediği,
- Davranıştan etkilenen satışların payı ve davranışın süresi,
- Rakiplerin pazardan çıkması gibi fiili kapama delilleri,
- Rakibi dışlamaya yönelik bir planı gösteren şirket içi belgeler.
Fiyatlama davranışlarında ölçü “eşit etkinlikteki rakip”tir: hâkim teşebbüs kadar verimli varsayımsal bir rakip, incelenen fiyatlarla pazarda kalabiliyorsa Kurul prensip olarak müdahale etmiyor (27 ve 28. paragraflar). Hâkim teşebbüs de davranışını iki yoldan savunabilir. Nesnel gereklilikte davranışın meşru bir menfaati korumak için vazgeçilmez olduğunu, örneğin bir kamu otoritesinin koyduğu sağlık ve güvenlik şartlarından kaynaklandığını göstermesi gerekir; ispat yükü teşebbüstedir. Etkinlik savunmasında ise dört koşulu birlikte kanıtlaması beklenir: etkinlik davranışın sonucu olmalı, davranış bunun için vazgeçilmez olmalı, etkinlik zararı telafi etmeli ve etkin rekabet ortadan kalkmamalı.
Kılavuzdaki altı davranış
| Davranış | Kılavuzun aradığı temel unsur |
|---|---|
| Sözleşme yapmayı reddetme | Vazgeçilmez girdi, alt pazarda etkin rekabetin ortadan kalkma ihtimali, tüketici zararı |
| Yıkıcı fiyat | Kısa vadede kaçınılabilir maliyetin altında satış ve kapama ihtimali |
| Fiyat ya da marj sıkıştırması | Üst pazarda hâkim, dikey bütünleşik teşebbüs ve eşit etkin rakibe yetmeyen marj |
| Münhasırlık ve tek marka | Bağlı pazar payı, ticaretin düzeyi, vazgeçilmez ticaret ortağı olma |
| İndirim sistemleri | Geriye dönük ve kişiselleştirilmiş hedefler, etkin fiyatın maliyetle karşılaştırması |
| Bağlama | İki ayrı ürün ve bağlı pazarda kapama ihtimali |
Kılavuz her başlık için tabloya sığmayan ayrıntılar da veriyor:
Sözleşme yapmayı reddetme. Ret doğrudan olabileceği gibi makul olmayan ertelemeler, arzın azaltılması ya da makul olmayan şartlarla dolaylı da olabilir. Mevcut bir ilişkinin kesilmesi, ilk kez gelen bir talebin reddine göre ihlal sonucunu daha muhtemel kılar; çünkü müşteri o ilişkiye özgü yatırım yapmış olabilir (45. paragraf). Talep edenin ticari kredibilitesinin olmaması ya da kapasite sınırı nesnel gereklilik sayılabilir.
Yıkıcı fiyat. Başlangıç ölçütü ortalama kaçınılabilir maliyettir (OKM), yani teşebbüsün o miktarı hiç üretmese tasarruf edeceği maliyet. Fiyat OKM’nin altındaysa teşebbüs kaçınabileceği bir zarara katlanıyordur. Bazı pazarlarda, özellikle sabit maliyeti yüksek ağ ve teknoloji sektörlerinde, uzun dönem ortalama artan maliyet (UDOAM) kullanılır. Fiyat UDOAM’ın üzerindeyse davranış yıkıcı sayılmaz. Rakibin pazardan fiilen çıkması şart değildir; onu kendi fiyatını izlemeye zorlayarak “disipline etmek” de yeterli olabilir (57. paragraf).
Marj sıkıştırması. Üst pazarda hâkim olan teşebbüsün alt pazarda da faaliyet göstermesi ve üst pazar ürününün alt pazarda vazgeçilmez olması gerekir. Kurul, eşit etkin rakibin maliyeti için genellikle hâkim teşebbüsün alt pazar ürünündeki UDOAM’ını kullanır.
Münhasırlık. Yazılı bir tek marka hükmü şart değildir; sözlü anlaşmalar ve fiilen münhasırlık yaratan yükümlülükler de kapsama girer. Münhasırlık son kullanıcıya ne kadar yakın düzeyde uygulanırsa kapama riski o kadar artar. Hâkim teşebbüs müşteri için vazgeçilmez bir ticaret ortağıysa kısa süreli bir münhasırlık bile kapamaya yol açabilir.
İndirimler. Kılavuz geriye dönük indirimi (hedef tutturulunca dönemdeki tüm alımlara uygulanan) üst dilim indiriminden (yalnız hedefin üstündeki alımlara uygulanan) ayırıyor. Rakibin müşterinin talebinin rekabete açık kısmını kazanmak için sunması gereken “etkin fiyat” UDOAM’ın üstündeyse rekabet mümkün, OKM’nin altındaysa indirim dışlayıcı sayılır. İkisinin arasında kalan durumda rakiplerin gerçekçi karşı stratejileri olup olmadığına bakılır (77. paragraf).
Bağlama. Ürünler teknolojik olarak birleştirilerek ya da sözleşmeyle bağlanabilir. Bağlama yokken müşterilerin önemli bir kısmı yalnızca bağlayan ürünü alıyor ya da alacaksa iki ayrı ürün vardır. Geri döndürülmesi maliyetli teknolojik bağlama riski artırır.
Dizindeki 24 karar
Hâkim durum etiketli 24 kararın 12’si 2025’te, 12’si 2026’da yayımlanmış. 17’sinin konu metninde bir Türk şirket biçimi geçiyor; bu oran (%71) tüm rekabet ihlali kararlarına göre yüksek. Dokuz kararda hem 4. hem 6. maddeye atıf var, yani dosya bir anlaşma iddiasını da içeriyor. Sekiz kararın konu metninde taahhüt geçiyor; bunlar ya teşebbüsün sunduğu taahhütlerin değerlendirilmesine ya da daha önce bağlayıcı hâle getirilen taahhütlere uyuma ilişkin. Sektörü belirlenebilen kararlarda teknoloji 5 kararla ilk sırada, medya, gıda ve sağlık 3’er kararla izliyor.
Konu metinlerini kılavuzdaki başlıklarla eşleştirdiğimizde dağılım şöyle:
- Yıkıcı fiyat: 26-15/445-163 (taş yünü asma tavan ürünleri; aşağıda ayrıntılı).
- Sözleşme yapmayı reddetme ve aşırı fiyat: 25-31/744-442 (Marmara Belediyesi Saraylar Liman İşletmesi; önaraştırmada sunulan taahhüdün değerlendirilmesi). Aşırı fiyat sömürücü bir davranıştır ve kılavuzun kapsamı dışında kalır.
- Bağlama: 24-45/1053-450 (Threads uygulamasının Instagram’a bağlanması ve veri birleştirme), 25-20/488-228 (çevrim içi yemek siparişi platformunda kendi kurye hizmetini zorunlu tutma iddiası).
- Münhasırlık: 24-28/679-282 (O-5 Otoyolu’nda elektrikli araç şarj hizmeti).
- İndirim sistemi: 25-07/164-83 (çevrim içi reklamcılıkta ciro primi programında ayrımcı koşullar iddiası).
- Kendini kayırma ve platform erişimi: 24-53/1180-509 (reklam teknolojileri), 24-49/1096-466 (çiçek siparişi platformunun üçüncü taraf satıcılara kapatılması), 25-31/746-443 (e-ticaret platformu üzerinden kargo rakiplerinin dışlanması iddiası). 2014 tarihli kılavuzda bu davranışlar için ayrı bir başlık yok; kılavuz zaten örneklerinin sınırlayıcı olmadığını söylüyor. Bu dosyalarda hangi ölçütün uygulandığı gerekçeli kararlarda okunmalı.
- Ayrımcılık: 25-02/72-40 (bir elektrik dağıtım şirketinin lisanssız üretim başvurularında ayrımcı davranış iddiası). Ayrımcı kötüye kullanma da kılavuzun kapsamında değil.
- Genel dışlama iddiaları: 25-49/1205-680 (klor alkali ürünleri), 26-14/402-157 (D3 ve D3K2 vitamin ürünlerinde rakiplerin eczane kanalından dışlanması iddiası; taahhütlerle 6. madde yönünden soruşturmanın sonlandırılması).
Gerekçenin yayımlanması bu 24 kararda medyan yaklaşık 131 gün sürüyor. En kısa süre 81 gün (25-22/518-342, bir geçici tedbir talebi), en uzunu 354 gün (24-34/823-349, internet hizmetleri pazarı). Dizinde bir kayıt 846 gün görünüyor, ama bu kararın konu metni 02.04.2026 tarihli bir ara karara atıf yaptığı için kaynaktaki 2024 karar tarihi büyük ihtimalle hatalı; medyan bu kayıt çıkarıldığında da değişmiyor. Karar sayılarının, örneğin “26-05/142-M” gibi M ile biten sayıların nasıl okunduğunu karar sayısı yazısında anlattık; türlere göre güncel süreler gerekçe süresi sayfasında.
Etiketin bir sınırı var: dizin, rekabet ihlali türündeki kararları konu metninde “6. madde” ya da “hâkim durum” geçmesine göre bu gruba alıyor. “Diğer” türünde sınıflanan bazı kararlar da 6. maddeye ilişkin. Örneğin 26-10/320-124 sayılı karar, bir laboratuvar sistemleri şirketinin kamu hastanesi ihalelerinde yeniden satıcılara mal vermeyi reddettiği iddiasıyla ilgili bir geçici tedbir talebi; 24-43/1025-437 ise bir liman işletmecisinin aşırı fiyatlama, sözleşme yapmayı reddetme ve ayrımcılık iddialarına ilişkin bir soruşturma kararı. Bu ikisi hâkim durum etiketli 24 kararın içinde değil.
Bir yıkıcı fiyat şikâyeti nasıl incelendi
26-15/445-163 sayılı karar, kılavuzdaki iki aşamalı testin uygulamasını sayfa sayfa gösteriyor. Şikâyet, Rockfon markalı taş yünü asma tavan ürünlerinin Türkiye distribütörü Selimce İnşaat Dış Ticaret Ltd. Şti. hakkında. Şikâyetçiye göre 2023’te kurulan yerli üretici Tromer Enerji AŞ ihalelere girmeye başlayınca Rockfon fiyatları düşmüş: 2023’te ortalama 6,29 Avro/m² olan bir ürünün fiyatı 2025’te 3,98 Avro/m²’ye inmiş, üstelik toplam maliyetin %25-30’unu oluşturan taş yünü yalıtım plakasının fiyatı artarken.
Süreç şöyle işlemiş: Kurul 12.02.2026’da 26-05/142-M sayılı kararla önaraştırma başlatmış, şirketin İstanbul ve Kayseri ofislerinde yerinde inceleme yapılmış, pazardaki diğer firmalardan bilgi istenmiş. Karar 22.04.2026’da verilmiş, gerekçe 01.08.2026’da yayımlanmış.
Kurul önce hâkim durumu inceliyor. Distribütörün mineral bazlı asma tavan pazarındaki payı 2023 itibarıyla %40’ın altına düşmüş; pazarda çok sayıda oyuncu var, rakipler paylarını artırmış, son yıllarda fiili girişler olmuş, ithalatla pazara erişmek mümkün, müşterinin sağlayıcı değiştirme maliyeti düşük ve büyük alıcılar teknik şartnameleriyle pazarlık gücü taşıyor. Bu nedenle teşebbüsün hâkim durumda olmadığı sonucuna varılıyor.
Kılavuzun 7. paragrafı bu noktada incelemeyi bitirmeye izin verse de karar yıkıcı fiyat iddiasını da tartışıyor. Kurul, Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın AKZO kararındaki eski testin yalnızca fiyatı maliyetle karşılaştırdığını, kılavuzun ise ayrıca dışlayıcı etkinin incelenmesini istediğini not ediyor. Ciroda en yüksek paya sahip üç ürün seçilip 2023-2025 arasındaki aylık satış fiyatları ortalama değişken maliyet (ODM) ve ortalama toplam maliyetle (OTM) karşılaştırılıyor. Fiyat bazı aylarda OTM’nin altına inmiş, ama hiçbir dönemde ODM’nin altına düşmemiş. Şikâyete konu üründe fiyat yalnızca Ocak 2024’te, kurdaki ani artışın maliyetlere yansıdığı ayda OTM’nin altında kalmış. Kurul bu ayları münferit sayıyor. Kapama yönünden ise şikâyetçinin kısa sürede kayda değer pazar gücü edindiği ve distribütörün büyük bir zincir markete yaptığı satışlardan pay aldığı tespit ediliyor. Kurul, Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmamasına oybirliğiyle karar veriyor. Fiyatlardaki düşüş şikâyetçinin anlattığı tarihle örtüşse de dosya, pazar gücü, maliyet karşılaştırması ve rakibin pazardaki seyri basamaklarının hiçbirinden geçemiyor.